• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • HOÇVAN/XWEŞVAN
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Çîyayê Şano/Mozirgana Zozanan
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • Hoçvan HABER Gazetesi
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • HOÇVAN HASKÖY
    • http://www.hocvanhabergazetesi
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Hoçvan HABER Gazetesi
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Yayın Yönetmeni: Kerem Atbaş
Üyelik Girişi

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.48383.4977
Euro4.17344.1901
Hava Durumu
Anlık
Yarın
19° 22° 7°

Seher Yeğin

Seher Yeğin
seheryegin@hotmail.com
”KIRKLARIN DİRENİŞİ” kitabı üzerine röportaj
04/07/2016
  • ”KIRKLARIN DİRENİŞİ” kitabı üzerine röportaj
 
 
Yazar FİKRET GÜNEŞ ile 4 Temmuz 1980 ÇORUM Katliamının 36. yıl dönümü nedeniyle, Çorum katliamını yaşayan canlı tanıkların anlatımını içeren ”KIRKLARIN DİRENİŞİ” kitabı üzerine röportaj

Seher Yeğin. Sayın Fikret Güneş, bundan önceki “Dersim38” katliamını anlatan “Kardelenler Güneşi Sever”, ”Maraş 1978” katliamını anlatan, ”Güneşin Ağladığı Gün” ve son olarak ta Çorum da yaşanan katliamı anlatan, ”Kırkların Direnişi” isimli kitabınız yayınlandı. Son kitabınızda da diğer kitaplarda olduğu gibi, katliamın yaşandığı yöreye gidip, olayları yaşayan canlı tanıklarıyla konuştunuz. Yaşanan olayları birebir dinlediniz ve anlatımları kitaplaştırdınız. Bu fikir sizde nasıl oluştu?

Fikret Güneş. Geldiğim coğrafya ve içinde bulunduğum toplum, acı ve gözyaşlarıyla yoğrulmuş. Bu coğrafyada katliamlar hic eksik olmamış. Ben de bu toplumun bir bireyi olarak bu katliamlara ve yaşananlara karşı sessiz kalamazdım. Mesleğim icabı bulunduğum ortam ve ilişkilerimin olduğu insanların anlatımları beni bu katliamları irdelemeye ve araştırmaya sürükledi. Daha önce Türkiye‘de yaşadığım süreçte, bu yaşananların ne kadar vahim olduğunu, bir çoğumuz gibi ben de farkında değildim. Biz o zamanlar gerek siyasi ortamın etkisinde, gerekse gençlik içindeki konumumuzdan dolayı hep “Yaşasın Dersim İsyanımız, Yaşasın Maraş Direnişimiz “ şeklinde sloganlar atıp, olayları bir kahramanlık olarak algılıyorduk. Daha sonraki dönemlerde gördüm ki Dersim’de isyan olmadığı gibi, Maraş’ta da Alevilerin bir direnişi olmamıştı. Belki kücük kücük gruplar kendini savunmuşlardır. Fakat bizim anladığımız anlamda kahramanlık derstanlarını yaratan bir mücadele söz konusu olmamıştı. İsyan ya da direniş olmadığı halde, halklar üzerinde bir katliam, bir soykırım yaşanmış. Bizlere söylenenlerin, bizim öğrendiklerimizin hepsi yalanmış. Gerek Dersim‘de, gerek Maraş’ta uygulanan vahşet, devletin bilinçli bir planı ve uygulamasımış. Olaylar bilinçli ve planlı yapılmış. Katliam bir merkezden yönetilmiş, insanlar kıyımdan geçirilmiş ve sonrada yerinden yurdundan edilmişler, sürgüne yollanmış veya teşvik edilmişlerdi. Bütün bu katliamlar tekçi zihniyetin bir ürünüdür. Bu vahşetler Maraş öncesindeki uygulanan katliamlar gibi sonrasında da devam etmiştir. Çorum, Sıvas, Gazi ve yakın tarihte yaşanan Roboski katliamı ve halen aleviler ve kürd halkı üzerinde devam eden katliamlar.buda bize devletin yok etme politikasının hala devam ettiğini göstermektedir. 

Seher Yeğin, Bu gün Çorum katliamının 36. yıl dönümü, peki Çorum’da yaşananları değerlendirirsek diğer katliamlardan ayırabilirmiyiz veya devamı diyebilirmiyiz..

Fikret Güneş, Biraz öncede söylediğim gibi, Çorum katliamını diğer katliamlardan ayıramayız. Çünkü aynı uygulama, aynı vahşet ve aynı politika. Aslında 1925 yılında çıkartılan Takrir-i Sükun kanunu ile tasarlanan tekçilik zihniyeti hayata gecirildi. Başta işçi sınıfı olmak üzere, Ermeniler, Kürtler, Rumlar, Aleviler, Ezidiler, Süryaniler üzerinde de aynı katliamlar, soykırımları ve ötekileştirmeler politikası uygulanmıştır. Mustafa Suphi ve 15 arkadaşının, Karadenizin azgın sularında boğdurulmasıyla 1940’lı, 1960’lı yıllarına kadar ki sosyalist hareketlere karşı geliştirilen zulümler; 1977 yılında 1 Mayıs işçi ve emekçi bayramında yapılan katliam; Koçgiri, Dersim, Elbistan ve Maraş taki alevi katliamları; 1925 te ki Şeyh Sait harekatı, Ağrı, Zilan ve Roboski katliamları bu kanunun çerçevesinde gerçekleşmiştir. 1980 yılındaki politik ve sosyal gelişmeler egemen düzeni tedirgin ettiği için tıpkı diğer alanlarda uygulanan öğrenci, işci katliamlar gibi Çorum’da da bir katliamı gerçekleştirilmiştir.

Seher Yeğin, Peki Çorum olaylarına gelirsek, ordaki gelişmeleri zaten kitabınızda canlı tanıkların anlatımlarıyla ele almışsınız. Peki sizin kendi düşünceleriniz nedir, bu bağlamda, siz bu katliamı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Fikret Güneş,Çorum’daki katliamın daha önce planlandığı artık biliniyor. Katliam öncesi devlet bürokrasisinde büyük değişimler olmuştu. Vali, Emniyet ve Milli Eğitim Müdürleri değiştiriliyor ve yerlerine her biri birbirinden meşhur olmuş MHP’liler atandırarak bilinçli şekilde belli bir kesime silah ruhsatı veriliyor, belli iş yerleri ve evler tesbit ediliyordu. O dönemde devlet dairelerine militanlar yerleştirilmıştir.Devlet dairelerinde devrimci, demokrat ve Alevi kökenli insanların işlerine son verilmesi veya sürgün edilmesi, bu katliamın önceden plan ve projeli bir şekilde olduğunu zaten gösteriyor. 27 Mayıs’ta, Ankara’da MHP Genel Başkan Yardımcısı, Gün Sazak öldürüldü. Aynı gün, Çorum’un Gazi Caddesi’nde MHP taraftarları bir eylem düzenlediler. Gün Sazak’ın cenaze töreninde dönemin MHP militanları, 8 otobüs ile Çorum’a geldiler. Bu militanlar,Yozgat, Sinop, Samsun, Amasya ve Sıvas ‘tan getirtilmişti. Bunlar Çorum’a iner inmez önceden tesbit edilmiş, iş yerlerine ve evlere saldırdılar. Ev ve işyerleri polislerin gözleri önünde yağmalandı. Daha sonra ki günlerde Alevilerin yoğun yaşadığı, başta Milönü Mahallesi olmak üzere diğer mahallelere saldırdılar. 

Seher Yeğin, Tüm bu yaşanan olayları canlı tanıkların anlatımıyla dinlediniz, dinlerken nasıl duygular yaşadınız? Çünkü ben, kitabınızı okurken adeta olayları yaşadım ve çok etkilendim. Siz de dinlediğinizde etkilendiniz mi ve neler yaşadınız? Bunu da paylaşırmısınız bizimle?

Fikret Güneş, Ben Dersim 38 ve Maraş katliamının tanıklarının anlatımlarını dinlerken, doğrusu çok korktum “nasıl bir iş yapıyorum ben?“ diye kendi kendime sordum. Cünkü olayları anlatanlar ağlıyordu. Ben o insanlara, o anları bir daha yaşatıyordum. Bu insanların anlatımlarını tam olarak, yazılı olarak anlatabilir miyim diye cok endişelendim. Bu büyük bir sorumluluktu benim için. Olayları olduğu gibi anlatmak o kadar kolay değildi. Daha sonra yaşananları yazıya dökerken bizzat kendim o olayların icinde yaşamış duygusuna kapıldım. Olaylardan öyle etkilenmiştim ki olaylar rüyalarıma giriyordu. Kabuslar gördüm, gece rüyalarımda evimin yandığını, dışarda binlerce insanın toplandığını gördüm. Bunların etkisiyle yatağımdan defalarca fırladığımı hatırlıyorum. Çeşitli okumalarda bir çok okuyucum; ”siz hep zulümü ve acıları mı yazacaksınız? Akşamları sizin kitabınızı okuyamıyoruz, uykularımız kaçıyor” diyerek eleştirilerde bulunuyorlardı. Aslında söylenenler doğruydu. Ne var ki yazdıklarım da yaşanmış gerçeklerdi. Ben de gerçekleri anlatmıştım.

Seher Yeğin, Çorum Katliamı ve yaşanan olayları yazma fikri nasıl oluştu sizde?

Fıkret Güneş,Bulunduğum şehirde bir komşum bana, Çorum’da yaşadıklarını anlatmıştı. Anlatılanlar daha önce dinlediğim Dersim ve Maraş olaylarından farklı değildi. O zaman, Çorum’da yaşanan bu olayları da yazma fikri gelişti..Bu vesileyle iki defa Çorum’a gittim ve en azından otuz tane Alevi köyünü ziyaret ettim. Yüzlerce insanla konuştum. Orada bana anlatılanlar daha önce yazdıklarımdan pek farklı değildi; acı ve gözyaşı dolu anlatımlar vardı. Gözleri önünde 18 yaşındaki çocuğunun öldürülmesini, üzerine benzin dökülerek bir kadının yakılmasını, gözleri önünde evi 8yakılan bir insanın duygularını anlatmak hayli zordu benim için. Gene insanlar bana yaşadıklarını anlatırken o lanetli katliamları bir daha yaşıyor, ailece gözyaşlarına hakim olamıyorlardı.
Aslında o an, o odada bulunan hepimiz ağlıyorduk. Bu anlatılan acılar ve gözyaşları dışında bir şeye daha tanık oldum; direniş ve dayanışma. Faşistler Milönü Mahallesi’ne saldırırken, halktan kendiliğinde bir direniş gelişiyor ve mahallenin dört bir yanında barikatlar kuruluyor. kırk gün boyunca mahalleye faşist saldırganlar sokulmuyor. Herkesin dilinde“ Çorum’u Maraş yaptırmayacağız“ sözü düşmüyor. Büyük-kücük, kadın- erkek herkes dişiyle tırnağıyla direniyor. Bana anlatılanlardan, bu mahalledeki direniş ön plana çıktı. Bütün evlerde onlarca insan birlikte yemek yapıp yiyor, birlikte barikatlar arkasında nöbet tutuyor, birlikte kolektif bir çalışma içerisinde direniyorlar. Cöplerin toplamasından, yıkık evlerin elbirliğiyle onarmasına kadar bütün işler imece usulüyle yapılıyor. Hem bu direniş şeklinde hem de acılardan tabiki çok etkilendim..

Seher Yeğin, Kitabınızdaki bir canlı tanığın anlatımında Devrimci önder İbrahim Kaypakkaya’nın babası Ali Kaypakkaya’nında yaşadığı olaylar anlatılıyor. O köydeki olayla birlikte Ali Kaypakkaya’ yı da anlatmışsınız, bunu da bizimle paylaşır mısınız?

Fikret Güneş, İbrahim Kaypakkaya’nın köyü de o dönemde ki yaşanan olaylarda nasibini alıyor. Milönü Mahallesi’ne giremeyen faşistler, Alevi köylerine yönelerek saldırıya devam ediyorlar. Bu köylerden biri de Kaypakkaya’nın köyü olan Karakaya Köyüdür. Olayların bitiminden sonra içinde askerlerinde bulunduğu sivil faşist güçler “Allahğ Ekber, Allahğ Ekber” sesleriyle Karakaya köyüne saldırırlar. O saldırıda 4 köylü öldürülür. Bu bilinçli ve hedefli seçimdi. Çünkü bu köyün halkı İbrahim Kaypakkaya’nın çizgisine bağlılığı ve sisteme karşı muhalif yönüyle biliniyordu.

Seher Yeğin, Peki kitabınızın içinde genel olarak çorum katliamının tanıklarının anlatımı yer alıyor ama kitabın ismi dikatimi cekti. Kırkların Direnişi, ismi neden böyle diye sormak istiyorum, neden kırkların direnişi?

Fikret Güneş, Çorum katliamı tarihe bir alevi katliamı olarak geçti. Çorum’un Milönü Mahallesi’ nde kurulan kırk tane barikatlarda halk günlerce direndi. 4 T emmuz 1980 günü, polis ve faşist güçler barikatları yıkıp mahalleye girdikten sonra, o dönemde orda mücadele yürüten devrimci gençler Kırklar Dağı’nda bir araya gelirler. Alevi mitolojisinde Krıklar Dağı’nın büyük bir yeri vardır. Kırklar Dağı, Çorum’da asırlar boyu Alevilerin ziyaret ettiği, kurbanlar kestiği bir mekandır. Bu mekanda cemler tutulmuş, barış antlaşmaları yapılmıştır. Bugün hala bu mekana yakın köyler burayı senede en az bir kere ziyaret ederler. Kırklar Dağında bir araya gelen gencler olayları değerlendirirler, eleştiri ve özeleştirilerilerini yaparlar ve yeni mücadele yöntemlerini tesbit ederler. Bu devrimci gençler fabrikalara, okullara, köylere ve çeşitli alanlara dağılırlar. Ben de bu olayda etkilenerek hem devrimci gençlerin direnişini, hem de Milönü’de kırk gün boyunca kırk tane barikatın arkasında direnenlerin anısına bu ismi sectim.

Seher Yeğin, Sayın Fikret Güneş,öncelikle bu söyleşiyi gerçekleştirmem için bana zaman ayırdığınız için size çok teşekkür ediyorum ve bu önemli kitabınızı bana okuma fırsatı verdiğiniz içinde ayrıca teşekkür ediyorum. Emeğinize sağlık, çalışmalarınızın devamında başarılar dilerim. Saygılar.

Fikret Güneş, Ben teşekkür ederim size,benimle bu röportajı gerçekleştirdiğiniz için..Bu günün önemi üzerine,Çorum da,katliama karşı yiğitçe direnen canlarımızıda saygıyla anıyorum.

Seher Yeğin, 
Bugünün, Çorum katliamı yıl dönümü olması dolayısıyla , O günün şartları ve koşullarında,katliama karşı durarak direnen ve barikatlar arkasında bedenini ölüme yatıran devrimci gençlerin,direnenlerin ve direnerek ölümsüzleşenlerin mücadelesini, saygıyla anıyoru

Seher Yeğin,4 Temmuz 2016 



Paylaş | | Yorum Yaz
1259 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

BU COĞRAFYA’DA TÜRK OLARAK YAŞAR, KÜRD OLARAK ÖLÜRSÜN - 29/04/2016
Değerli araştırmacı yazar Mehmet Bayrak’ın, “Dersim-Koçgiri” kitabını okuma fırsatım olmuştu. Kitab - 17/04/2016
EBEVEYN VE ÇOCUKLARI ARASINDAKİ ÇATIŞMA ÜZERİNE - 07/04/2016
AKP devletin sağ sopasıysa. CHP’de sol sopasıdır! Her iki sopa da halkların kafasında inmiyor. - 17/03/2016
 Devamı

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın