• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • HOÇVAN/XWEŞVAN
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Çîyayê Şano/Mozirgana Zozanan
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • Hoçvan HABER Gazetesi
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • HOÇVAN HASKÖY
    • http://www.hocvanhabergazetesi
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Hoçvan HABER Gazetesi
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Yayın Yönetmeni: Kerem Atbaş
Üyelik Girişi

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.48383.4977
Euro4.17344.1901
Hava Durumu
Anlık
Yarın
19° 22° 7°
MEHVEŞ EVİN:Büyük abiler, birleşik Kıbrıs’a en büyük engel

Büyük abiler, birleşik Kıbrıs’a en büyük engel

MEHVEŞ EVİN

mehvesevin@diken.com.tr

İtiraf edelim: Türkiyeliler için Kıbrıs, sanki insanların yaşadığı bir ada değil, pazarlık nesnesi bir kara parçası… Ya da gönlünce kumar oynayıp tatile gidilecek bir ‘arka bahçe’.

Kıbrıs o kadar unutulmuş, o kadar ‘sıkıcı’ bir mesele ki kangrene dönüşmüş müzakerelerin yeniden canlanması, çözüm için umudun doğması dahi basında yer bulmuyor. Mesele milliyetçiliğe gelince başka…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kıbrıs hakkındaki son demeci, barış ve çözüm değil, almak-vermek üzerineydi: “Aylardır, yıllardır orada da yapılmakta olan görüşmeler var. Hep, sürekli oyalama, oyalama, oyalama… Taktik bu. Ne biliyor musun? ‘Siz Kıbrıs’ı tamamen bize verin, hiç bir şeye karışmayın.’ diyor. Hedef bu. Dur bakalım, orada bu kadar şehit kanı var. Neyi veriyorsun?”(29 Kasım 2016)

img_1318

Burası Lefkoşa, dünyanın bölünmüş son başkenti. Yeşil hattın ayırdığı kentin Türk tarafından bakınca BM karargahı olarak kullanılan Ledra Palas da gözüküyor.

Evet görüşmeler uzun zamandır devam ediyor, ama taktikler tek taraflı değil, karşılıklı. Üstelik Kıbrıs’ın birleşmesinde oyalanmanın en büyük sebebi, masanın ‘büyük abi’leri Türkiye ve Yunanistan. Popülist söylemler yüzünden kamuoyu ne olup bittiğini anlayamıyor.

‘Türkiye grip olsa biz felç geçiriyoruz’

Oysa Kıbrıslılar, kendini yönetememekten, uluslararası hiçbir statüye sahip olamamaktan, büyük abinin elinde oyuncak olmaktan, kendi kültürünü kaybetmekten muzdarip.

“Türkiye grip olsa, biz felç geçiriyoruz” diye özetliyorlar durumu. Kıbrıslılar, yıllar yılı süren bu sorunlu ve bağımlı ilişkiden artık çıkmak istiyor.

Haftasonu Türkiye 78’liler Girişimi’nin düzenlediği, Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) evsahipliğindeki “Dört Bir Yandan Kıbrıs”toplantısına bir grup gazeteci davet edildik.

Yunanistan, Türkiye, Güney ve Kuzey Kıbrıs’tan siyasetçi, akademisyen ve sivil toplumun katıldığı yuvarlak masa toplantısında hem mevcut durum ve sorunlar, hem de çözümler tartışıldı.

İlginçtir, böyle bir organizasyon daha önce hiç yapılmamış. Ve yine ne ilginçtir ki Kıbrıs medyası bu etkinliği görmezden geldi. Anlaşılan Türkiye’den gelen gazeteciler, Türkiye korkusundan Kıbrıs’ta da ambargoluydu!

Oysa biz Kıbrıs’ı ve müzakereleri Kıbrıslılar’la konuşmaya gelmiştik ve bu bir ilkti…

‘Avrupa’nın ortasında mahsur kaldık’

img_1324

Lefkoşa’da terk edilen, ettirilen Rum evlerine Türkiyeli göçmenler yerleştirilmiş. Ancak binaların bir kısmı karşılıklı anlaşmaya ve satışa dayanarak el değiştirdi. Emlak fiyatları çözüm beklentisiyle yükseliyor…

Kıbrıslıların rahatsızlık duydukları mesele, siyasetten ekonomiye ve yaşam biçimine, her şeyin belirleyicisinin Türkiye olması….

Düşünsenize, Türkiye’nin Kıbrıs Büyükelçiliğinde her bakanlığın bir masası var. Bütçe, para akışı buradan yönetiliyor.

BKP Genel Başkanı İzzet İzcan, “Avrupa’nın göbeğinde mahsur kaldık” diye özetliyor durumu: “Yolsuzluklar, suistimaller devam ediyor. Ama bir tane yolsuzluğu yargılayamadık. Gelmiş geçmiş hükümetler hep Türkiye’den para talep eden konumunda oldu. Protesto yapmaya kalkınca çocuklarımızın karşısına çevik polis dikiliyor. İşkence, dayak, şiddet, bunların hepsi var.”

BKP Parti Meclis Üyesi Dr. Abdullah Korkmazhan, Kıbrıs’ın demografik yapısının sistemli olarak değiştirilmesine değiniyor. Nüfus 294.906 ancak telekomünikasyon abonelerinin sayısı 700 bine ulaşmış durumda.

Korkmazhan, “Su kaynakları şirketlere peş keş çekiliyor, elektrikte de bağımlı hale getirilecek altyapı çalışmaları yürütülüyor. Kolonizasyon süreci devam etmekte” diyor.

Bildik neoliberal süreçlerin ötesinde, Ortadoğu’ya özgü adam kayırmacılıktan da payını alıyor Kıbrıs. Yeni Kıbrıs Partisi’nden Murat Kanatlı, AKP’ye yakın şirketlerin adadaki ihaleleri aldığını belirtiyor: “Tek başına bir işgal sürecinden bahsetmek mümkün değil. Bu bir fetih sürecidir.” 

’10 kişinin yaşadığı köye 200 kişilik cami yapmak’

img_1337

Karpaz yarımadası, Kıbrıs’ın o meşhur sivri burnu. doğal güzelliği nefes kesiyor. Altın kum sahilleri, caretta caretta’ların üreme yeri.

Son iki yılda Kuzey Kıbrıs’ın tüm limanları özelleştirilmiş, turizm AKP iktidarına yakın iş adamlarının elinde. Ama Kıbrıslılar’ı en çok endişelendiren, dinin hayatın her alanında daha çok kendini hissettirmesi.

Devrimci Komünist Birlik’ten Yusuf Alkın, kamu okulları dökülürken full burslu ilahiyat kolejlerinin pıtırak gibi çoğaldığını, kız-erkek öğrencilerin ayrı kamplara yerleştirildiğini anlatıyor. Zorunlu din dersleri uygulaması Kıbrıs’ta da var.

Gülen cemaatinin yurtları 15 Temmuz sonrası boşaltılırken yerini iktidara yakın cemaatler almış. ESKAD (Evrensel Sevgi ve Kardeşlik Derneği) ve Yunus Emre Vakfı, adı en sık geçenler…

30 kişinin yaşadığı köylerde dahi 200 kişilik camilerin yapıldığını  anlatan Alkın, yasada olmadığı halde okullara cami yapma teşviğinin verildiğini hatırlatıyor. Kıbrıs’ta 2015 yılında cami sayısı 204’ü bulmuş.

TDP Parti Meclis Üyesi Safiye Özaltıner’e göre en büyük tehlike, Türkiye’den adaya göçen nüfusa yönelik politikalar üretilmesi: “Halklar birbirinden ayrıştırılmaya çalışılıyor. Bu politkalar, Kuzey ve Güney’deki iki toplum arasında ciddi zorluklara yol açacak.”

‘Güney Kıbrıs büyük ekonomik açmazda’

Peki Güney Kıbrıs’ta durum ne? Son seçimlerde ikinci parti olarak çıkan AKEL partisinden Haris Polikarpu, AB’ye girerken büyük umutlar doğduğunu, ancak krizle birlikte yatırımlarda düşüşün yaşandığı ve gelir paylaşımında uçurumun açıldığını aktarıyor.

Öyle ki, halkın yüzde 90’ı daha fakirleşmiş. Bunun neticesinde aşırı sağ toplumda taban kazanıp Meclis’e girmiş.

Polikarpu, yeniden birleşmek için mücadele verdiklerini, siyasi, ekonomik ve sosyal açıdan adaya yeni bir soluk geleceğine inandıklarını belirtiyor.

Peki müzakereler ne aşamada? Doğu Akdeniz Üniversitesi’nden Prof.Dr. Ahmet Sözen, 2008’de başlayan süreçteki çalışma gruplarında görev aldı.

Siyasetçilerin yer almadığı bu görüşmelerde büyük ilerlemeler kaydedildiğini belirten Sözen, liderler formatına dönünce yine siyasi kaygıların devreye girdiğini anlatıyor: “Federal devlet üzerinde anlaşıldı, hatırı sayılır ilerlemeler kaydedildi. Ama bu süreç verimli kullanıldı mı, hayır. Müzakerelerin Güney Kıbrıs tarafından yönlendirildiği söylense de bu doğru değil. Liderler yönlendiriyor, kopuk ilerliyor. Toplumlar da çözüme hazırlanmıyor. Bu da büyük risk.”

‘İki taraf da cömert olmalı, liderlere baskı yapılmalı’

img_1345

Karpaz’ın ucundaki Apostolos Andreas Manastırı ve kilisesi, Rumlar için kutsal. Milli park statüsündeki alana girerken Kıbrıs’a özgü eşekler etrafta dolaşıyor. ne yazık ki bölgeye sonradan yerleşen halk, ekinlere zarar veriyor diye eşekleri öldürüyor.

Sözen’e göre çözüm formülü çok basit: “Alışageldiğimiz davranışları aşmanın yolu, her iki tarafın da cömert davranması. Aynı adanın çocuklarıyız. Kıbrıs Rum tarafı siyasi eşitlik konusunda cömert davranmalı. Türk tarafı da toprak konusunda. ” 

Kıbrıs Üniversitesi’nden Prof. Dr. Niyazi Kızılyürek de gelinen nokta için “İki lider müzakere sürecinde tüm zamanda yapılamayanı yaptı. Top Ankara ve Atina’da” diyor.

Özel harp tarihini hatırlatan Kızılyürek, Rum kesimi için federasyonu kabullenmenin zor olduğunu ancak artık Türkler’i siyasi aktör olarak eşit gördüğünü belirtiyor: “Ey Kıbrıslı Rumlar, daha fazla toprak istiyoruz deniyor şimdi… İşgalle oluşan fiiili durum meşrulaştırıldı. Rum malına oturanda vicdan çok az. Peki kimin malını, kime veriyoruz? Geldik turşu pazarlığına… Belirsizlik devam ediyor, garantörler umut vermiyor. Acaba Kıbrıs sorununu yeniden kendilerine bir malzeme yaparlar mı? Kıbrıs söz konusu oldu mu, olmayacak duaya amin politikasını da görüyoruz.”

Kızılyürek’in önerisi somut: Türkiye ve Yunanistan kamuoyundan demokratların, liderleri o odada rahat ve yalnız bırakmamaları!

Mont Pelerin görüşmelerinin sonuçsuz kalmasının ardından görüşmeler 9 Ocak’ta Cenevre’de devam edecek. KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Kıbrıs Cumhuriyeti Nikos Anastasiadis, 11 Ocak’ta kendi haritalarını sunacak.

Ekonomik darboğaz ve yakıcı bir krizin etkisindeki Yunanistan’la, derin bir siyasi ve ekonomik türbülansa giren Türkiye, gündelik siyaseti ve popülizmi bırakabilirse belki Kıbrıs’ta bir çözüm için nihayet büyük bir adım atılacak…

Kim, ne kadar farkında?

KAYNAK-T24 HABER

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      362 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın