• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • HOÇVAN/XWEŞVAN
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Çîyayê Şano/Mozirgana Zozanan
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • Hoçvan HABER Gazetesi
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • HOÇVAN HASKÖY
    • http://www.hocvanhabergazetesi
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Hoçvan HABER Gazetesi
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Yayın Yönetmeni: Kerem Atbaş
Üyelik Girişi

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.48383.4977
Euro4.17344.1901
Hava Durumu
Anlık
Yarın
19° 22° 7°
MAHMUT ALINAK:BU DESTAN BİR BARIŞ ÇIĞLIĞIDIR
BU DESTAN BİR BARIŞ ÇIĞLIĞIDIR



RADİKAL KİTAP

ESRA AÇIKGÖZ eacikgoz@hurriyet.com.tr

Bu destan bir barış çığlığı

Mahmut Alınak’ın CHA Yayınevi’nden çıkan kitabı ‘1918-Aşk, Hicran ve İsyan’, alışılagelenin ötesinde bir tarzda yazılmış bir destan. Savaşların ve zalimliklerin acısını, aşkın gücünü romansı bir içerikle ve şiirsel bir dille anlatıyor Alınak. Zaman zaman bir ağıt, zaman zaman bir isyan diliyle. 21’inci yüzyılda destan yazmak fikri de nereden mi çıkıyor? “Bu kitap tarihte ve günümüzde yaşanan savaşlara, haksızlıklara, ölümlere ve zalimlere karşı bir isyan çığlığı. Bir yönüyle de insanlık için yakılan bir ağıt. Bu çığlık ve ağıt en iyi bir destanla duyurulabilirdi. Bu destan benim yüreğimin sesi, Romalı isyancı köle lideri Spartacus’un sesi, Seyit Rıza, Leyla Qasım, Julius Fuçik, Deniz Gezmiş ve zulme uğrayan, her renkten ve dilden tüm mazlumların ortak sesi. Ve insanlığı Cizre’nin çığlığını duymaya çağıran Mehmet Tunç’un haykırışı” diye anlatıyor, Alınak.
Bu çığlığa sesini vermek kolay olmuyor ama. Onlarca kez silip değiştiriyor, yeniden yeniden yazıyor. Sonunda 1918’in yarasının, 30’ların acısının akıcı bir dille sunulduğu bu kitap ortaya çıkıyor. Bu meşakkatli süreci, “Bir hikâyeyi destan diliyle yazmaya kalkıştığınızda kurgu ve edebiyat yeterli olmuyor, esere bir de şiirsel akışkanlık kazandırmalısınız. Yani bildik anlamda tek başına ne şiir, ne de roman. Roman muhtevasındaki birçok olayı kurgulayıp coşkun bir şiir seline dönüştürmek, söz konusu olan. Zorluk işte burada ortaya çıkıyor. Bu eser benim için aslında bir edebi macera ve kendini aşma çabası” diyerek anlatıyor.

Türkiye tarihinin en karanlık dönemlerinden birine götürüyor bizi Alınak, çocukken tanıklarından dinlediği gerçek hikâyeleri kaleme alıyor. Destan olması bu yüzden de manidar; ne üzücü ki bu topraklardan eksik olmayan kan ve barut kokusu sinmiş kelimeleri, böylece kuşaktan kuşağa taşıyor. Savaşın korkunçluğu gün yüzüne çıkar da belki bu koku sadece kitaplarda kalır umudu ve amacıyla: “Kitap için herhangi bir hazırlık yapmaya gerek yoktu. Anlatılan hikâyelerin çoğu yaşanmış olaylar. 1918’de Kars, Ağrı ve Iğdır’da patlak veren kanlı Kürt, Ermeni ve Türk savaşına katılan dedelerimiz o korkunç savaşı anlatıp dururlardı. Biz çocuktuk ve o hikâyelerle büyüdük. Hikâyeler hiç eskimedi, hafızalarda ilk günkü gibi hâlâ taptaze duruyor. Bu kitaptan sonra da kuşaktan kuşağa aktarılarak sürüp gidecekler. Ben o vahşi savaşı, içine kurgusal aşklar da katarak gün yüzüne çıkarmaya, savaşların korkunçluğunu ve kimlere hizmet ettiğini anlatmaya çalıştım.”

Adında da kendine yer bulan ‘aşk’, kitabın başkahramanlarından biri. Zurbe ve Royca, Xaco ve Lale, Huseyin ile Telli... Zulüm ve acının arasında kalpleri birbiri için atan, farklılıklarıyla bir arada yaşayan âşıkların hikâyesi nefes aldırıyor insana. Alınak’a göre sadece edebiyatta değil, hayatın içinde de aşk bir başkahraman. Yalnızca insanlar arasındaki aşktan bahsetmiyor, bilime, güzel sanatlara, doğaya, inanca duyulanı da kastediyor. “12 bin yıl önce Mezopotamya’da icat edilen ve medeniyetin başlangıcı olarak kabul edilen tekerleğin açtığı izde yürüyen insanlık, aşk sayesinde bugün inanılmazı gerçekleştirerek göklere çıktı ve uzayda yaşam arayışına girdi. Aşk olmasaydı, yaşam çöle dönerdi, belki de insan nesli bugüne kadar tükenmiş olurdu. Aşk bu nedenle hayatın rengi, ışığı ve ruhu” diyor.

21’inci yüzyılda okura destan okutmak kolay olur mu bilinmez ama Alınak asıl amacını “Edebiyat yoluyla gelecek kuşaklara kendimce yol göstermek istedim” diyerek anlatıyor. “Tıpkı Platon’un 2 bin 500 yıl önce yazdığı ‘Devlet’i, Thomas More’un adil bir dünya hasretini 1516’da kelimelere döktüğü ‘Ütopya’sı, 1600’de kapatıldığı cezaevinde insanlığın o parıl parıl alevlenen özlemini More’den sonra bir kez daha tarih sayfalarına işleyen Campanella’nın, zorbalığın yerine gerçek bilgi ve kardeşliğin gelebileceğini savunduğu ‘Güneş Ülkesi’ gibi” diyor Alınak. Ve şöyle devam ediyor: “Onlardan aşağı yukarı 500 yıl sonra benzer bir hayali romanlaştırdığımı görerek şaşırdım. 2011’de yazdığım ‘Tarihin Çarmıhında Güneş Ülkesi’ romanında kurgulanan ülke ise Şengal’di. Ne kadar gururlandıysam, insanlık için o kadar da üzüldüm. Çünkü altın değerindeki o eserlerin üzerinden asırlar geçtiği halde insanlık onca mücadeleye ve bedele rağmen ne hazindir ki hayalini hâlâ gerçekleştirebilmiş değil. IŞİD’in Şengal ve Kobané’de giriştiği kanlı barbarlık insanlığın o mutlu rüyanın daha çok uzağında durduğunu gösteriyor. Benim 500 yıl sonra o hiç solmayan düşü, Şengal üzerinden yazmam geç kalmış insanlık için bir talihsizlik. Dilerim ki beş yüz yıl sonra başka biri Ütopya, Güneş Ülkesi ve Şengal gibi masalımsı ülkeleri yazmaya gerek görmez. Zorbalar yeryüzünden silinir ve insanlık o binlerce yıllık düşü gerçekleştirmiş olur. ‘Aşk, Hicran ve İsyan’ı da aynı kaygı ve gayeyle yazdım.”

1918 - AŞK HİCRAN VE İSYAN 
Mahmut Alınak
CHA Yayınevi, 2016
152 sayfa, 10 TL.

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      417 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın