• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • HOÇVAN/XWEŞVAN
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Çîyayê Şano/Mozirgana Zozanan
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • Hoçvan HABER Gazetesi
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • HOÇVAN HASKÖY
    • http://www.hocvanhabergazetesi
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Hoçvan HABER Gazetesi
    • http://www.hocvanhabergazetesi.com
    • Yayın Yönetmeni: Kerem Atbaş
Üyelik Girişi

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.87653.8921
Euro4.57284.5911
Hava Durumu
Anlık
Yarın
10° -2°

Şex Said ve İsyanı 1

Ahmet KAHRAMAN

Güncellenme :

30.06.2012 05:22


Seyh Said, Kürdistan’in tartismasiz, en saygin kisilerinden biriydi. Azadi hareketi de, asiret ve katmanlar üstü nitelikleri, dinsel, mezhepsel bütün gruplari kucaklayan özelligiyle, ulusal bir örgütlenme olarak, Kürdistan’in gelecegini belirlemeye hazirlaniyordu


Seyh Said Isyani: Kürdistan’da bir esik


Kürdistan’da, 1800’den itibaren bagimsizlik amaçli baskaldirilar, tespih taneleri gibi ardi ardina dizileyerek birbirini izledi. Bu isyanlarin çogu, asiretlerin gücüne dayali ve bölgesel düzeydeydi.


Bu açidan bakildiginda, Seyh Said hareketi, Kürdistan mücadelesinde katman, tabaka ve inançlari bir araya getiren siyasi parti olgusunda bir ilk esiktir. Benzer yolu deneyen modern çag kusaginin asmayi basardigi esik...


Kürtlerin Osmanli kabugundan kurtulup, bagimsizlasma mücadelesinde, Mirlerin yaninda yer alan din adamlari, birlik ve dayanisma ruhunu pekistirme konusunda önemli roller üstlendiler. Özellikle de Naksibendi tarikatinin kurucusu “Bexdai” (Bagdatli) lakapli sair Mevlana Halid (1776-1827)’in ögrencileri ve onlarin yetistirdikleri...


Mevlana Halid, degisik tarihlerde Sam’daki medresesinden mezun olan 118 basarili ögrencisini, Naksibendi tarikatini yaymak üzere Kürdistan’in degisik bölgelerine göndermisti. Bunlardan dönem arkadasi da olan Nehrili Seid Taha’yi Semdinli (Semdinan)’ye ve Seyh Ali’yi de Lice’ye...


Seid Taha’nin oglu Seyh Ubeydullah, 1879 yilinda, Kürdistan’in bagimsizligi için dayanismayi saglamak üzere Semdinan yöresindeki asiretlerle toplanti yaptiktan sonra, Ermeni Gregoryan Kilisesi ve Süryani lider Mar Samun ile görüsecek, ertesi yil Iran Kürdistani’ni kurtarmak üzere harekete geçecek, Mahabad’i ele geçirecekti.


Iran, Rusya, Ingiltere ve Osmanli devletlerinin ittifakati karsisinda, denge degisecek Seyh Ubeydullah Mahabad’i terk edip Semdinan’a dönmek zorunda kalacakti. Fakat, burada Osmanli ordusu tarafindan esir alinip Istanbul’a götürülecekti. Seyh, 1882 yilinin Temmuz ayinda, kaçip Kürdistan’a döndükten sonra, ogullari Abdülkadir ve Sadik’la birlikte, Osmanli-Iran ikilisine karsi yeniden baskaldiracak, kusatildigi Oramar Kalesi’nin düsmesinden sonra Musul’a, ardindan Mekke’ye sürgüne gönderilecekti.


Kürt yazar Celilê Celil, Seyh Ubeydullah’i yakindan taniyan bir Ermeni yazarin onu anlatan cümlelerini söyle aktariyordu:


“O (Seyh Ubeydullah), mükemmel bir insandi. Faal, çaliskan, efendi ve bilgiliydi. Yetimleri ve dul kadinlari babacan bir ilgi ve himaye ile kollardi. Kürtler dertlerini ve ugradiklari haksizliklari anlatmak, din ile ahlak konusunda fikirlerini almak için, dört bir taraftan Semdinan’a geliyorlardi. Onu adil ve insancil bir lider olarak sever, sayarlardi.”


Seyh Said

Mevlana Halid’in ikinci ögrencisi Seyh Ali’ye gelince:


O, Lice’de bir süre kaldiktan sonra Palu’ya geçmis ve Kelhasi ile Ekrek köylerinde imamliga baslamis, bu arada evlenmis, Hasan, Hüseyin, Mahmud ve Mehmed Said adinda dört oglu dünyaya gelmist. Dini egitimden sonra, ogullarindan her biri imamlik yapmak üzere bir yana dagilmis, Seyh Mahmud, Erzurum’un Hinis kasabasi yakindaki Kolhisar köyüne yerlesmisti. Seyh Said, Seyh Mahmud’un alti erkek evladindan biriydi.


Seyh Said’in, resmi kaynaklardaki dogum tarihi belli degildir. Kürt yazar Musa Anter, 1925 Haziran’inda idam edildiginde 80 yasinda oldugunu yaziyordu.


Seyh Malazgirt, Mus, Hinis ve Palu’daki Kürt medreselerinde egitim gördü. Islam hukuku, tarih, matematik, felsefe, mantik, astronomi dersleri aldi. Arapça’yi çok iyi biliyordu.


Uzun boylu, esmer tenli narin yapiliydi. Seyh yakisikliydi. Temiz ve sik giyinmeyi seviyordu. Gabardin dokuma salvar üstüne, “Halep isi kirk dügme”  denilen yelek giymeyi tercih ediyordu.


Ileri yaslarda apak agarmis sakalini, kinalayarak kizilimsi renk veriyor, Islamiyet’teki sünnete uyup, alt göz kapaklari çizgisine sürme çekiyordu.


Bilgili, saglam mantikli ve zekiydi. Adil olmak baslica özelligiydi. Halkina karsi sefkatli, ülkenin sorunlari ve gelecegiyle yakindan ilgili...


Bir araya gelen özellikleriyle seviliyor, genis halk kesimlerinden derin saygi görüyordu. Kürtler ona yalin bir deyimle “Miro” diyor, “Sex Seid Efendi” diye aniyorlardi.


Idamindan sonra, adi daha da büyüdü. Kürdistan’in ulularindan baslicasi olarak anilmaya basladi. Adi, derin sayginin ifadesi olarak yemin, kasem, dexalet (rica) yerine kullanildi:


“Sex Seid Efendi’nin hatiri için!.. Sex Seid Efendi’nin basi üstüne yemin ederim ki” benzeri...


Varlikliydi. Koyun ticaretiyle ugrasiyordu. Satin aldigi erkek kuzulari kisin besleyip, ertesi yil Bingöl yaylalarinda otlattiktan sonra güzün, dönemin önemli ticaret merkezlerinden Sam’a, Halep’e götürüp, satiyor, bu vesileyle Güney Kürdistan’i ziyaret ediyor, din adamlari ve dostlariyla bulusup görüsmeler yapiyordu.


Seyh Said ve Kürdistan Özgürlük Hareketi


Seyh Said, 1800’den beri süregelen Kürdistan’in bagimsizlik hareketiyle yakindan ilgiliydi.


Nitekim, 1925’te yargilandigi özel mahkemede, yargicin sorusu üzerine, “Olaylarin ne önünde, ne arkasindaydim; içindeydim” diyecekti.


Kürdistan, yüz yillik mücadele ve zaman zaman ugranilan yenilgilere ragmen, 1900’lerin basinda, hâlâ özerk hayatinin damarlarini tasiyordu. Kürtler askerlik yapmiyor, vergi ödemiyorlardi. Medreselerde (okul) anadilleriyle egitim görüyor, sosyal hayat, yazili olmayan yasa niteligindeki gelenekleri çigirinda akiyordu.


Ancak, askeri agirlikli bir yeralti (gizli) örgütlenme olarak faaliyet gösteren, gün yüzüne çikip, açiktan (legal) faaliyetine izin verildikten sonra, 1908 yilinda darbeyle Osmanli yönetimini ele geçiren Ittihat ve Terakki Cemiyeti (parti) iktidari, Kürtleri vergiye baglayip, askerligi zorunlu kilarak, medreselerdeki (okul) egitim dilini Osmanlica yaparak özerkligin son kirintilarini da ortadan kaldirdi.


Bu Kürdistan’in ilhakinin da ötesinde, eritilmesi, Osmanli’ya katilmasiydi. Kürtler, tepeden inme bu hamleye isyanlarla karsilik verdiler. Isyanlar güneyden kuzeye kadar dört bir yana yayildi. Ancak, bölgesel isyanci grup ve asiretsel baglarla daginikti. Kürt liderler güçlerini birlestirip, ortak hareket etme çabalarini yogunlastirirken, Osmanli-Almanya ittifaki Birinci Dünya Savasi’ni baslatti.


Ittihat ve Terakki iktidari, irkçi yayilma hesabiyla Rusya’ya saldirmak üzere Sarikamis’ta 120 bin kisilik bir ordu yigdi. Ordu, 22 Aralik 1914 günü hücum emriyle yerinden oynadi. Ancak ayni günün gecesi, askerlerin 90 bini donarak öldü. Osmanli ordusu dünya tarihine, tüfek patlatmadan, durdugu yerde imha olan tek yer yüzü ordusu olarak geçti.


Bu bir bakima, Kürdistan’in beklenmeyen felaketi oldu. Ruslar, sivil Kürtlerin direnisini kirarak Kürdistan’i isgal ettiler. Yurtlarindan kopup mültecilesen, salgin hastalik ve açliktan büyük kayiplar verdiler.


Osmanli’nin teslim olmasindan sonra, bölge yeniden yapilanirken, Osmanli’nin baskenti Istanbul’da bulunan Kürt aydinlari, Kürdistan’in gelecegini belirlemek için örgütlenmeye basladilar. Nehrili isyanci Seyh Ubeydullah’in oglu Seid Abdülkadir’in liderliginde Kürt Teali Cemiyeti’ni kurdular.


Seyh Said, Abdülkadir’le yakin iliski içinde, ancak örgüt içinde herhangi bir görev üstlenmemisti.


Kürtlerin aldatilmislik hissi

Kürt Teali Cemiyeti, 1918 yilinda kapatilinca, Kürt aydinlari, Kürdistan’in dört bir yaninda, çalismalarini gizlilik içinde yürütmeye basladilar.

Bu arada, Ittihaçilarin B takimi 1919 yilinda “yeni kurtaricilar” olarak tarih sahnesine çikmislardi. Bunlar Kemalistlerdi.


Kemalistler, görünüs ve söylem olarak Ittihatçilarin mirasini reddediyor, Kürtlerin destegini almak için özgürlükçü bir gelecek vaat ediyor, Özerk Kürdistan sözü veriyorlardi.


Daha sonra Atatürk olacak olan Mustafa Kemal de çesitli vesilelerle özerklik sözünü dile getiriyor, altina imza koydugu Amasya Protokolü’nde buna vurgu yapiyor, hatta Ankara parlamentosu özerklik yasasini kabul ediyordu.


Söylemde yeni yapi, Kürtler ve Türklerin ortak devleti olacakti.


Britanya Sömürgeler Bakani William Churchill’in 1921’de çizdigi yeni Ortadogu haritasindan sonra, ortaya çikan devletlerin onay görüsmelerinin yapildigi Lozan’a giden Kemalistlerin delegesi Ismet Inönü, Türklerin ve Kürtlerin ortak temsilcisi olarak görüsmelere katiliyordu.


O nedenle Kürtler, haklari ve ülkelerinin statüsünü garanti altinda görüyor, rehavet içinde sonucu bekliyorlardi.


Fakat, Lozan mutabakatindan sonra Ankara yönetimi, birdenbire degisiyor, Kürtler aniden unutuluyor, her sey Türklük kavrami üstünde dönmeye basliyor, Özerk Kürdistan bir daha agza alinmiyor, tersine yasak ve inkari dönemine giriliyor, Kürtler hayalkirikliklariyla kaliyorlardi.


Kürdistan Özgürlük Partisi


Aldatildiklarini anlayan Kürt aydinlari, yeni bir arayisa giriyor ve Kürdistan’in gelecegini belirleyecek mücadeleyi yürütmek amaciyla, 1923 yilinda, “Hizbe Azadiya Kurdistan” (Kürdistan Özgürlük Partisi) kuruyorlardi. Parti gizlilik esasina göre faaliyet gösteriyordu. Seid Abdülkadir, Bitlis Mebusu Yusuf Ziya, Mutkili Haci Musa’dan baska, Albay Haliy Bey, Kör Hüseyin Pasa, Kemal Fevzi gibi taninmis Kürtler de liderler arasindaydi.


Seyh Said, bütün çalismalarin içinde, bir bakima tepedeki adam, fakat örgütsel bir görevi yoktu.


Parti programina göre, gerekli örgütlenmeden sonra, özerklik sarti için, Kemalist rejimle görüsmeler yapilacak, ama sonuç olmazsa, baskaldiri yolu seçilecekti.


Seyh Said’in liderligi


Seyh Said, Kürdistan’in tartismasiz, en saygin kisilerinden biriydi. Azadi hareketi de, asiret ve katmanlar üstü nitelikleri, dinsel, mezhepsel bütün gruplari kucaklayan özelligiyle, ulusal bir örgütlenme olarak, Kürdistan’in gelecegini belirlemeye hazirlaniyordu.


Modern çag kusaginin asip, gelistirdigi ilk demokratik esik...


Seyh Said, belki kisiliginden gelme sayginligindan kaynakli olarak baglanan umutlar ve beklentilerin yogunlugu nedeniyle, bir süre sonra kendiliginden partinin fiili lideri konumuna geçmis, büyük kabul görmüstü.


Onun için, Kürdistan’daki ihtilal hazirliklarinin yükü onun omuzlarindaydi. Bir yandan, halk arasinda çalisan liderleri yönlendiriyor, öbür yandan uzun yillardan beri, böl ve yönet politikasiyla birbirine düsman yapilmis halk grup ve inançlarini birlestirmeye çalisiyordu.


1924 yilinda bu dini kesimler arasindaki soguklugu gidermek, mezhepsel ayriligini giderip, ulusal temelde birlik zeminini yaratmak için yogun bir çaba içine girmis, Hinis, Tekman, Varto yöresinin Alevi önderleriyle görüsmeler yapmisti. Eski bir memur ve devletin istihbarat elemani, ama Varto yöresi Alevilerinin önde gelenlerinden olan Mehmet Serif Firat, daha sonra yayimlanan “Dogu Illeri ve Varto Tarihi” adindaki kitabinda, Seyh Said’in, 4 Ocak 1924 tarihinde amcasi Halil ve yakin akrabalari Veli ile Ali Haydar (Ileridikmen) birer mektup yazarak, onlari kardesler olarak Kürdistan davasinda birlik olmaya çagirdigini yaziyordu.


Seyh, ayni yilin yaz aylarinda, birlikte hareket etmeyi saglamak amaciyla Dersim’e gidiyor ve Seid Riza ile Dersim’in öteki önde gelen liderleriyle görüsüyordu.


Seyhin yakinindaki düsmani


Ankara yönetimi, ta basindan itibaren örgütsel çabalari ve Seyhin bütün temas ve hareketlerini yakindan takibe almisti. Devletin istihbarat elemanlarindan Mehmet Serif Firat, kitabinda Seyh Said’in ayaklanma hazirliginin ilkin kendisi tarafindan Ankara’ya ihbar edigini yaziyordu.


Seyh Said’in bacanagi, Azadi hareketinin askeri kanat örgütleyicisi Miralay (Albay) Halit Beyin kayin biraderi (eniste) emekli bir Binbasi Kasim Ataç ise, muhbirlikte onunla yaristaymis gibi, “ben, hazirliklari dogrudan Atatürk’e anlattim” diye övünüyordu.


Kasim, o nedenle iki aileye de yakin, rahat hareket edebilen muhbir, istihbarat elemani, baska bir deyisle “evin içindeki casus”tu.


Seyh Said, Albay Halit Bey ve hareketin halk arasindaki ikinci önemli ismi Bitlis eski Mebusu Yusuf Ziya Beyin tutuklanmasindan sonra, Kasim’dan süphelenmeye baslamis, iliskilerini kesmis, onu kendinden uzak tutmustu.


Fakat Kasim ayaklanmanin baslamasindan sonra, Seyhin damadi ve cephe komutani Seyh Abdullah’a yaklasip, yakin iliski kuruyor, Varto’nun ele geçirilmesinde yaninda yer alarak sadakatini ispatliyordu. Kasim, daha sonra Seyh Abdullah ile birlikte, Diyarbakir’dan çekilen Seyh’le bulusuyor, onu yönlendirip yanlis yola sapiyor, sonra esir aliyor, Türk devletine teslim ediyordu.


Binbasi Kasim, mahkemedeki ifadelerinden sonra, yerlestirildigi Söke’de 1945 yilinda, Ankara’nin istegi üzerine Kaymakam Kazim Atakul’a verdigi ikinci ifadesinde, muhbirlik hizmetini söyle anlatiyordu:


“Atatürk, 24 Ekim 1924 tarihinde Erzurum’a geldi. Halkin saygilarini sunmak için Muslularla birlikte Erzurum’a gitmistim. Kabulden sonra Atatürk’le özel görüsme istedim. Kabul edildim. Dokuzuncu Kolordu Komutani Ali Said Pasa da hazirdi. Bulundugum çevre ve bölgede bir Kürt bagimsizligi ve Türkiye’den ayrilmayi amaçlayan akimlar bulundugunu, bu akimin halkin yüzde 85’ini etkiledigini, hükümetçe bir an önce önlem alinmasi gerektigini, asiret reislerinin batiya sürülmelerini, karsi koyanlarin örnek olacak sekilde cezalandirilmalarini, yoksa büyük bir felaketin gelmekte oldugunu, söylediklerimin hiçbirinin sorusturulmasina gerek olmadigini ayrintili olarak arzetmis, ve tesekkür cevaplarini almistim.”


Yorumlar - Yorum Yaz